Çocuğun Cinsel Yönden İstismar Edilişini Seyre Dalmak

Makaleler Yorum yok »

Bu yazıyı bizimle paylaşan değerli okurumuz Zühre Meryem KAYA’ya sitemize gösterdiği ilgiden dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz

İçimizi Kemiren Hayvan Yanımız
Çocuğun Cinsel Yönden İstismar Edilişini Seyre Dalmak

Bazen en sevdiğinizi sevmeye dahi kıyamazsınız. Uyurken öylece izlersiniz, sesiz sedasız… Tüm kötülüklerden korunsun istersiniz, bu düşünce dua olur dilinizde: “Allah seni tüm kötülüklerden korusun.” O halde çocuklarınızı koruyun. Öylesine, gelişigüzel bakmayın yüzüne. Büyüdüğünü, geliştiğini, öğrendiğini, ürettiğini fark edin… Dünyada yaşanan bunca telaşın içinde onların yeni bir filiz gibi yaşama tutunmaya çalıştıklarını görmezden gelmeyin. Hayatınızı çocuğunuzla paylaşın, bu konuda cimri olmayın. Yanında olduğunuzu ona hissettirin ki sizinle yaşamı paylaşmayı öğrensin. Yaşadıklarını sizinle paylaşmaktan korkmasın. En umutsuz anında bile size gelip yanınızda ağlayabilsin.

Onları ihmal ederken… Hep ihmal ederken, unutmayın ki çocuğunuz asla yüzüne bakmayı unuttuğunuz o yaşta olmayacak.

Bugün Türkiye’de ve dünyada binlerce çocuk şiddete ya da cinsel istismara uğruyor. Bunların birçoğu anne-baba tarafından fark edilmediği için, çocuğun içinde büyüyen bir dağ halini alıyor. Hayatı boyunca çocuk bu yük ile beraber yaşama tutunmaya çalışıyor; ama yükü ağır, yol eğimli, soğuk ve karlı… Çocuğunuzun yükünü hafifletin onları hayatın yokuşunda yalnız koymayın.

Emniyet Müdürlüğünün yayınlamış olduğu cinsel suçlarla ilgili raporu kaçınız gazete, internet veya haberlerde öylesine okuyup - izleyip geçmedi merak diyorum. Çünkü anne, baba, öğretmen, polis, memur, hatta komşu olmak… Fark etmiyor herkesin bu konuda bilinçlenmesi şart. Raporda çok net olarak göze çarpan çocuklara cinsel saldırıların (taciz ve tecavüzlerin) sayıların

Devamini Oku...

Canım Beni Unuttu

Hikayeler, Yazılar Yorum yok »

Eski bir İstanbul hanımefendisini daha ağırlamaya hazırlanıyordu konağımız. Beyaz saçları ve temiz yüzüyle kapıdan girer girmez dikkatimi çekti. İnsana huzur veren bir surat ifadesi vardı. Oğlu gelini ve torunuyla gelmişti. Bir huzurevine yatacağından habersizdi. Dinlenmen için birkaç günlüğüne bizimle kalacağını sanıyordu. Kısıtlı bir vaktim olmasına rağmen hasta hakkında bilgi almadan hemen görüşmek istedim. Güzel türkçesi ile kısaca kendinden bahsetti. 78 yaşındaydı. Eşinin çok tanınmış bir ceza hakimi olduğunu ama on yıl önce kaybettiğinden söyledi. İki oğlunu da evlendirmişti. Yalnızdı ve insanlarla iç içe olmanın ona iyi geleceğini düşünüyordu. Ertesi gün uzun uzun konuşmak üzere söz alıp ayrıldım yanından.

Sabah erkenden gittim Ayşe hanımın yanına.

- Günaydın efendim. Sohbetimize kaldığımız yerden devam edebilir miyiz?
- Sohbetimize mi? İlk defa görüyorum sizi güzel kızım. Daha önce de sohbet ettiğimizi hatırlamıyorum ama isterseniz konuşabiliriz?

Şaşkına dönmüştüm. “Peki” diyebildim sadece.

Kendinden bahsetti yine yaşı ve eşinin mesleği dışında tüm anlattıkları birbirine girmişti. Dün iki oğlu olduğundan bahseden o güzel hanım şimdi sadece bir kızı olduğunu onunda 12 yaşına yeni girdiğini söylüyordu. Dünkü anlattıklarından eser yoktu. Dün anlatıklarını hatırlatmak için;
- Ayşe teyzecim dün oğlunuz ve gelininizle geldiniz buraya yanılıyor muyum?
- Evet tabi ki öyle iki oğlum var benim. İkisi de evli.
- Kızınız yok değil mi?
- Yok tabi o nerden çıktı? Kızım mı var dedim?
- Evet
- Kusuruma bakma canım unutkanlık…

Yaptığım aile görüşmesi sonucunda hastamızla ilgili net bilgiler edindim. 80 yaşındaydı. Eşi hakimdi ve çok otoriter bir kişiliğe sahipti. Ayşe hanım ve ali beyin arasındaki 12 yaş fark ali beyi

Devamini Oku...

Nihavent Perisi

Hikayeler, Yazılar, Şiirler Yorum yok »

NİHAVENT PERİSİ …

Zaman zaman mırıldanırım bu şarkıyı:
‘Şarkılar seni söyler dillerde nağme adın’…
Hemen hemen hepimiz de mırıldanırız…
Gözlerimizde hafif ince bir tebessüm, ‘Dillerde nağme olan adı’nı,
huysuz ve tatlı kadın’ı kısa bir süre için de olsa anmadan geçemeyiz.
Zaman zaman günün ışığına ya da gecenin sessizliğine ortak ederiz.
xxxxxx

Nihavend perisi seslenir uzaktan: ‘Aşk gibi, sevda gibi, huysuz ve tatlı kadın’…
Bazen vicdanıma yenilir, dalar giderim.
‘Hiç yabancı gelmiyor’ derim; rengi, tadı, tuzu, diller de nağme olan adı.
Oysa, ne bestecisini bilirim ne güftecisini…
xxxxxx

Kimsin sen?
Neden hep hüzünlü şarkılarda karşımıza çıkıp durursun.
Seni bu kadar hatırlanası yapan şey nedir?
Seni bir yerlerden tanıyor olmalıyız.
Yoksa bu kadar yakın olabilir miydik sana?
xxxxxx

Belki de her sabah otobüs durağında beklerken tanıdık tanımadık gelip geçen insanların arasında bir yerdesin…
Besbelli!… İncitilmiş bütün kadınlarla hep aynı yerden…
Her şarkıda, her mutsuz ve nağmeli bakışın var..
Her şarkıda ortaya çıkıp durur siman…
xxxxxx

Belki de göz yaşı içinde bırakıldığın yerde, yıllanmış koca bir ömrün telaşında, üzerine çektiğin simsiyah bir battaniye arasında…
İşyerinin karşı köşesinde çalışan kumraldan hiçbir farkın yoktu…
Belki de yolda yürürken anlamsız bakışlar atılan esmerdin…
Sen maviye ısınırdın, bizler gökkuşağındaki tüm renklere…
Sığınır gibiyiz adının geçtiği tüm şarkılara…
Şarkılara sığınmak mı?
Şarkılar dediğin bir damladır yağmurdan savrulup düşen.
Her zaman, bir bulut alçalır, nağmelerin yağar üstümüze.
Oysa ne bestecisini tanırız, ne de g

Devamini Oku...

Çocuğunuzu Kaybetmek İstemiyorsanız

Makaleler Yorum yok »

‘Çok sakin ve mutlu bir çocuktu istediği her şeyi elimizden geldiğince yaptık, hiç sıkmadık. Nasıl oldu da uyuşturucuya başladı anlamadık. Çocuğumuz gözlerimizin önünde elimizden kaydı gitti.’

‘ S. okulda çok başarılı disiplinli, düzenli, saygılı bir çocuktu. Arkadaş çevresini çok iyi bilmezdik ama ona güveniyorduk. Bu maddeyi kullandığını öğrendiğimizde dünya başımıza yıkıldı. O an nerede hata yaptık diye kendimizi sorgulamaya başladık.’

‘ Hem aile içinde hem arkadaş çevresinde çok sevilen sosyal bir kızdı. Önce sigaraya başladığını öğrendik. Hevestir geçer dedik daha sonra hızla kilo kaybedip, kendi içine dönünce bir şeylerden şüphelendik ancak fark ettiğimizde çok geçti.’

’12 yaşındaki oğlumun okulda başka çocuklardan zorla para aldığını, çok asabi davranışlar sergilediğini ve ders esnasında sınıf düzenini bozduğunu öğrendik. Bu yaşına kadar bebek gibi baktığımız çocuğumuzun neden bu hale geldiğini anlayamadık’

Bunlar çocuğunu kaybetmiş ya da kaybetme noktasına gelen yüzlerce hatta binlerce aileden yalnızca birkaçı. Bu örneklerde fark ettiyseniz ya çocuğuna güvendiğini söyleyen ilgisiz bir aile ya da çocuğunun her istediğini yerine getirmek için çabalamış aile modeli görmüşsünüzdür. Bu ebeveynler belki kendilerince doğru yetiştirme tarzını benimsemiş olabilirler ancak sonuçların ne kadar ağır olduğu açıkça ortada. Sonuçlar sadece uyuşturucu kullanımı ya da sosyal ortamda düzen bozma olarak değil ciddi davranış bozuklukları olarak da ortaya çıkabilir.

Çocuklar dünyaya geldiklerinde işlenmemiş bir maden gibidirler. Onu düzgün, dengeli bir biçimde işleyip değerli bir taş haline getirmek de siz anne babaların görevidir. Fakat bu görevi yaparken bazı anne babalar disiplin dengesini tam sağlayamadıkları için çocuklarını kaybetme noktasına geleb

Devamini Oku...

Sadece Sevgi

Yazılar Yorum yok »

Çocuk: Babacığım bir saatte ne kadar kazanıyorsun?

Baba: Ne yapacaksın? 20 lira kazanıyorum.

Çocuk: 10 liranı bana verir misin?Baba: Ne yapacaksın? Oyuncak mı alacaksın? Bıktım senin oyuncaklarından. Git odana, uyu!

Çocuk, bu tavır karşısında üzgün bir şekilde odasına çekilir. Biraz dinlendikten sonra baba kendine gelir. Çocuğunu üzdüğünün farkına varır. Çocuğunun odasına çıkar. Yorgun olduğu için onu üzdüğünü söyler. Çocuğa 10 lira verir. 10 lirayı alan çocuk, yastığının altından bir 10 lira daha çıkarır ve Çocuk: Al baba 20 lirayı. Hadi bir saatini bana ver.

Hepimiz çocuk olduk, hepimiz sevilmeye ihtiyaç duyduk ama özellikle bu sevgiyi annemizden ve babamızdan görmek istedik. Bazılarımız çok şanslıydı anne babalarından yeterince sevgi ve ilgi görmüşlerdi. Bazıları ise bizler kadar şanslı olamadı maalesef. Ya anne baba ölümleri yaşadılar ya da doğduklarından beri anne ve babalarını hiç bilmediler. Onlar gibi birçok annesiz babasız olan çocuklarla aynı kaderi paylaştılar. Ben de şanslı taraftan biri olarak anne babanın çocuklarına verdikleri sevginin çocuktaki etkilerinin ne kadar önemli olduğundan, çocuklarınıza gösterdiğiniz sevginin dengesini ne şekilde ayarlamanız gerektiğinden kısaca bahsetmek istiyorum.

Çocuklar için en önemli büyüme hormonu aslında sevgidir. Ne kadar iyi beslenirse beslensin anne ve babası sürekli tartışıyorsa ya da boşanma aşamasındaysa, çok yoğun bir iş temposu içindelerse, bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı çocuklarına yeterince ilgi ve sevgi gösteremiyorlarsa çocuğun büyümesi yavaşlar. Çocuk uyuyamaz ya da yemeği reddetmeye başlar. Bunun sonucunda çocuğun fiziksel gelişiminde aksaklıklar meydana gelir. Tıp dilinde bu duruma ’sevgi yoksunluğu sendromu’ ya da ‘psikososyal cücelik’ denir. Bu durum çocukta olan sevgi yoksunluğunun sadece bir sonucu

Devamini Oku...